Churchill’ in çeyreği kadar olamadınız

Churchill’ in çeyreği kadar olamadınız

İngilizler kara harekatına başlayalı uzun zaman olmasına rağmen kıyıdan içeriye sızma çabaları sonuç  vermemişti .  Çarşıya uymayan hesap İngiliz deniz bakanı  Churchill in canını oldukça sıkmıştı. Üslerinde gelen baskı Churchill in Türkleri zahirli gazla yok edelim teklifini sunmasına  neden oldu. Salondakiler  bu tür uygulamaların devletler kanununca yasaklandığını ve bunun insanlık suçu olduğunu tekrar etseler de Churchill salondakileri Türkler insan değildir ki sözüyle susturmayı başarmıştı. Churchill’ in çeyreği kadar olamadınız

Toplantıda alınan bu insanlık dışı karar neticesinde zehirli gaz dolu variller kısa bir süre sonra Çanakkale doğru yola çıkarıldı bilimsel olarak yapılan hesaplar gayyet netti çünkü coğrafi kurallara göre rüzgar ilkbaharda karadan denize sonbaharda da denizden karaya doğru eserdi bu üzerine tartışmaz bir kuraldı İngiliz ler bu hesapları yaparken ilkbahardı ve rüzgar denizden karaya doğru esiyordu. ingilizler deniz tarafında oldukları için varilleri açacaklar ve kara tarafında yer alan askerlerimizin katlini seyredeceklerdi  fakat, kural koyanı hiçe sayanın kuralı bilmesinin bir anlamı yoktu. Zehir dolu variller Anzak koyuna ulaştığında beklenmedik bir şey oldu düşman adeta şok olmuştu çünkü rüzgar karadan denize doğru esiyordu günlerce  haftalarca bekleseler de durum yine aynıydı düşman Gelibolu’yu terk edene kadar bu hiç değişmedi.

Bu ve benzeri bir sürü olağan üstü olay neticesinde savaş suçları mahkemesinde Churchill in bir itirafı vardır ki, Çanakkale savaşına inceleyenlerin aklına kazınmış bir itiraftı bu :

Biz elimizden geleni yaptık ancak tanrı Türklerden yanaydı!

İşte bu sebepledir ki Allah düşmanın bile hayırlısını versin… Düşünün aklınıza gelecek bütün zalimlerin son hallerini; İbrahim in tanrısı göklerin tanrısıdır ben yeryüzünün tanrısıyım diyen nemrut, bana merdiven getirin Musa nın tanrısını aramaya gideceğim diyen deniz üzerine kapanırken secdeye kapanan  firavun, amcası yollarına dikenler saçarken bir yabancı kimdir bu Muhammed diye sorduğunda iman etmediği halde, Mekke’nin en güveniliridir  dürüst sözünün eridir diyen Ebu sufyan ve daha bir sürü isim düşmanın omurgalı olması önemlidir azizim…

Bir münafığı tanımanın çeşitli yolları vardır ancak en bilinen üç hal yalan söylemesi sözünde durmaması ve emanete ihanet etmesidir

Omurgasız düşman bir plan kurar ekip hazırdır saat zaman mm lik hesaplarla herşey yolunda olmak zorundadır . mit müsteşarının kapısında karanlık bir ekip pusu kurar mesai bitimini beklemeye başlar çünkü mesaiden sonra  başbakan ameliyata alınacak o andan itibaren başbakana ulaşamayan mit müsteşarı tutuklanıp sorguya alınacak kendisine yöneltilen suçlamalar işkenceyle kabul ettirilecek, sorgunun sonunda emirleri başbakandan aldım dedirttirilecek ve başbakan gözlerini açtığında kendini  bileğinden yatağın korkuluğuna kelepçelenmiş ve başında bir polis beklerken bulacak , sonrasında çocuklarının  tutuklanma haberini alacak ve adını ilk kez duyduğu bir örgütün lideri olmakla suçlanacaktı bu durumla eş zamanlı olarak ülke bir anda otuz yıl geriye gidecekti  planlar ne kadar net ve dakik fakat  Churchill in bile anlayıp  unların anlamadığı bir şey vardı…o gün başbakan önemli bir cerrahi müdahale yaptırmak üzere evinden çıkar hastaneye doğru yol alır onu hastanede özel bir ekip beklemektedir ancak başbakan hastane yakınlarında oturan bir vatandaşa evinde ziyaret için söz verdiğini hatırlar hastaneye bir saat gecikmenin problem olmayacağını söyler ve yanındaki ekibi de alarak söz verdiği evi ziyarete gider işte rüzgarın karadan denize esmeye başladığı an bu andır!

Kapısına dayanan paralel polise kapı açmadan önce cumhurbaşkanı nı aryan Hakan Fidan sayın Gül den ifade vermekte bir sakınca olmayacağı önerisini alır telefonu kapattıktan sonra belki bir ihtimal düşüncesiyle başbakanın danışmanını arar durumu anlatır karşıdan gelen cevap derin bir nefes aldırır çünkü başbakan hastanede değildir . hemen telefonu alıp durumu dinleyen Erdoğan  Hakan Fidan a sakın kapıyı açma der. Paralel örgütün etrafı  vur emri verilen özel bir ekiple kuşatılır ve büyük bir darbe girişiminden son anda kurtulur bu memleket…

Bir kesimin çok iyi bildiği bir kesimin ilgilenmediği için bilmediği bir kesimin de bilse de çözemediği ibret alınası bir vakadır bu düşünün o günün başbakanın bugünün cumhurbaşkanı eğer sözünün eri  olmasaydı o gün o eve ziyarete gitmeyip ameliyata girecek ve tamda düşmanın istediği gibi rüzgar denizden karaya esecekti  Erdoğanın kendi sözüne sadakati bir milletin kaderini birkaç saniyeyle belirledi ve Allah bir işi murad ederse kimsenin dikkatini çekmeyen bir evi bile kurtuluşa halka kılacağını bir kez daha gözler önüne serdi…Nasıl yaşarsak öyle yönetileceğimiz aşikar bu nedenledir ki Rabbim bizi haktan ayırmasın münafığın haliyle hallenmekten uzak kılsın…

SÜMEYYE ÇAMYAR

Hakkında admin

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*